Boşanmanın Çocuklar Üzerindeki Psikolojik Etkilerini Yönetmek

Aile, birbirini etkileyen ve birbirinden etkilenen karı-koca, ebeveyn-çocuk ve kardeş ilişkileri sistemlerinden oluşur. Ailenin çocuk üzerindeki temel işlevi çocuğun, fiziksel, sosyal ve duygusal alanlardaki gereksinimlerini karşılaması, sağlıklı bir birey olarak yetiştirmesidir. Sadece ebeveynlerin çocuklarıyla ilişkilerinin iyi olması bir çocuğun psikolojisi açısından tek başına yeterli değildir. Ebeveynlerin birbiriyle ilişkileri de çocuklar açısından son derece önemlidir. Ebeveynlerin arasında yıkıcı çatışmalar ne kadar az olursa çocuklar ruhsal açıdan o kadar sağlıklı olacaktır.

Boşanmak mı yoksa çocuk için evliliği sürdürmek mi?
Birçok evlilikte iletişim eksikliğinden, kendi aileleri arasında anlaşmazlıklar yüzünden, çözülmesi çok muhtemel cinsel problemler yüzünden ayrılmak isteyen çiftler vardır. Çözümü muhtemel problemler için boşanmalarını istemeyiz. Eğer evlilik içinde çok yoğun aldatmalar, aile içi şiddet varsa çocuklar evliliğin sürmesi durumda daha fazla hasar alacaklarsa boşanmaları yararlı olacaktır.

Sorunlu olan evliliklerde bazı ebeveynler kendilerini “çocuklar için evli kalmalı mıyız?” sorusunu sorarken bulurlar. Bir kısım ise boşanmanın tek çözüm olacağı konusunda kararlıdır.

Ve tüm ebeveynlerin akıllarında birçok kaygılı konu olsa da -yaşam şekillerinin değişmesinden, çocukları görecekleri günlerinin düzenlenmesine kadar- en çok kaygı uyandıran konulardan bir tanesi de çocukların boşanma ile nasıl başa çıkacakları konusudur.

“Ben mutsuzum ama çocuklarım için yine de katlanacağım” gibi cümleler çocuklar için çok ağır bir yüktür. Çocuğun dünyasında çok büyük yaralar açar. Çocuklar bu tür sözlere maruz kaldığında ‘Eğer ben olmasaydım annem bu kadar mutsuz olmayacaktı.’ diye düşünürler. Bilinçaltlarında yaşadıkları yoğun suçluluk sebebiyle fizyolojik ve psikolojik rahatsızlıklar geçirebilirler, içlerine kapanabilirler, haylazlık yapabilirler. Bu tarz konular çocuklara direkt yansıtılmamalı veya çocuklar için bu evliliği katlanıldığı onlara söylenmemelidir.

Boşanma süreci boşanan kadın ve erkeği etkilediği gibi müşterek çocuk ya da çocukları da etkiler. Bu etkiler boşanma sürecinin anlaşmalı ya da çekişmeli geçmesiyle doğru orantılıdır. Anlaşmalı boşanmada asgari müşterekte uzlaşıldığı için taraflar hem birbirleriyle hem de çocuklarıyla sağlıklı iletişimlerini sürdürürler. Ancak tarafların çatışmalarını boşanma sürecinde de devam ettirmeleri halinde bu süreç aile bireyleri için bir travmaya dönüşebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus çocukların boşanma sürecinde taraf olmaya zorlanmaması ve ebeveynleriyle düzenli görüşmeye devam etmesidir. Boşanma her çocuğu üzer. Ancak travmaya dönüşmemesi için tarafların boşanma sürecinde uzlaşıyla davranması gerekmektedir. Bunun için boşanma sürecinde danışmanlık almak, boşanmanın tarafı olan kadının, erkeğin ve çocuğun sağlıklı şekilde yaşamına devam etmesi için önemlidir.

Boşanma kararı çocuğa nasıl söylenmelidir?
Her şeyden önce çocuklara karşı dürüst olunmalıdır. Boşanmanın ne olduğu ve sonrasında neler yaşanacağına dair, çocuğa net ve basit bilgiler verilmelidir. Çocuklar sıklıkla anne babanın neden boşandığını, bu durumun kendileriyle ilgisi olup olmadığını, bundan sonra
kendilerine ne olacağını, nerede ve kiminle yaşayacaklarını, diğer ebeveynle görüşme sıklığını ve daha nelerin değişiklik göstereceğini sorgularlar. Bu sorulara hazırlıklı olmak gerekir. Sorulara basit, net ve doğru yanıtlar verilmelidir.

Boşanmanın çocuğa anlatılmadan kararın eşler arasında netliğe ulaşması gerekmektedir.
Boşanmak istiyor muyuz, istemiyor muyuz?
Şu çok net ki; boşanma kararı net değilken, ebeveynler kararsızlık içindeyken çocuklara anlatılmamalıdır. Çocuğun verdiği tepkiye göre ebeveynler kararlarını değiştirmeyecek netlikte olmalılar.

Boşanma kararı alındıktan sonra çocuğun gelişim düzeyine göre boşanmanın ne olduğu, bu kararı niçin aldıklarını, bu kararı almada kendisinin bir etkisi olmadığı, bundan sonra nasıl bir hayat olacağı, kendisinin kiminle nerede kalacağı açık açık anlatılmalıdır.

Boşanma kararını çocuğa söylerken, yani konuşma sırasında anne ve babanın her ikisi de bulunmalı ve anne-babanın karşılıklı öfke, suçluluk veya suçlama gibi duyguları bu konuşmaya karıştırılmamalıdır. Boşanma kararı, çocuğa ifade edildikten sonra çocuğa bu
konu hakkında kendisinin ne düşündüğü ve ne hissettiği ile ilgili sorular sorulmalıdır. Çünkü bu dönemde sorular netliğe kavuşmamış ise ifade edilemeyen duygular bilinçaltında bastırılmışsa sonraki süreçte çocuk sorunlar yaşayabilir.

Çocuğun sorduğu sorulara doğru bir şekilde yaşına uygun ifadelerle cevap verilmelidir. Evet,çocuğunuz boşanma kararını bilmeli fakat her detayı tüm ayrıntılarıyla bilmesi çocuğunuz için hangi yaş grubuna ait olursa olsun son derece kaygı verici olacaktır. Okul öncesi döneme ait olan bir çocuk detaylı anlatımları dinlemekte ve anlamakta güçlük çekebilir. Daha büyük yaş grubuna ait çocuklar ise detayları anlamlandırarak kendilerini suçlu hissedebilirler.

Boşanmanın çocuklar üzerindeki etkileri konusunda kesin ve net bir yargıya varmak mümkün değildir. Bunun tek bir cevabı yoktur ve çocuğa, sürecin işlenme şekline göre değişir. Boşanma tüm çocuklar için stresli bir yaşam olayı olsa da bazı çocuklar diğerlerinden daha hızlı toparlanır. Ancak genel olarak bahsetmek gerekirse, çocuğun mizacı, anne ve babanın boşanma sürecinde birbirlerine davranma biçimleri ve çocuğun her iki ebeveyni ile de ilişkisini sürdürebilme olanağını bulması çocukların boşanmadan etkilenme derecesinin belirleyicileridir.

Boşanma sonucu çocuklarda hangi olumsuz duygularla karşılaşılabilir?
Araştırmalar, boşandıktan sonraki ilk iki yılın çocukların en çok mücadele ettikleri ve zorlu geçirdikleri yıllar olarak göstermektedir. Bu zaman diliminde çocukların sıkıntı, öfke, endişe yaşamaları muhtemeldir. Kimi çocuk değişimlere hızla ayak uydurabiliyorken kimi çocuk ise asla “normal” e dönemeyecek gibi görünür, hatta bu davranış biçimleri yaşam boyu sürebilir,
sorunlar yaşayabilir.

Boşanma tüm aile bireyleri için duygusal kargaşa yaratır ancak çocuklar bu durumu korkutucu, kafa karıştırıcı ve sinir bozucu bulabilir. Boşanmanın çocuklar üzerindeki psikolojik etkilerini azaltmak için ebeveynler bazı adımlar atabilir. Bu sayede çocuklar
boşanmanın getirdiği değişimlere daha kolay uyum sağlarlar.

*Küçük çocuklar genellikle neden iki evde yaşamaları gerektiğini anlamakta güçlük çekerler. Ebeveynlerinin birbirlerini sevmedikleri gibi bir gün onu da sevmeyecekleri düşüncesine kapılabilirler.

*İlkokul çocukları boşanmanın onların suçu olduğuna inanabilirler. Yanlış bir şeyler yaptıklarını ve bu yüzden cezalandırıldıklarını düşünebilirler.

*Gençler ebeveynlerine boşandıkları ve değişikliğe sebep oldukları için kızgın olabilirler. Özellikle ebeveynlerinden birini suçlayabilir, cezalandırma maksadıyla ebeveynlerini kızdıracak davranışlarda bulunabilirler.

Tabi ki bazı biten evliliklerde sonuç, çocuk için daha az tartışma ve daha az stres anlamına geldiği için çocuk rahatlayabilir.

Bazı çocuklar için boşanma sonrası bir ebeveyninden uzak kalıyor olması en zor kısım değildir. Bunun yerine eşlik eden stresörler, okul değiştirmek, yeni bir eve taşınmak, yanında kaldığı ebeveynin yıpranmış olmasından kaynaklı daha az toleranslı olması ve daha az maddi kaynağa sahip olmak gibidir.

Çocukların boşanmaya uyum sağlaması için en büyük rol ebeveynlerdedir. Yapılabilecekleri şu şekilde özetleyebiliriz,

*Eski eşle yapılan görüşmelerin sakin ve huzurlu bir çerçevede yapılması hem çocuklara hem de taraflara daha iyi gelecektir. Eğer bunu başaramıyorsanız profesyonel bir destek alabilirsiniz.

*Aynı şekilde çocukların da ihtiyacı olumlu iletişim ve ebeveyn sıcaklığıdır. Sağlıklı ebeveyn- çocuk ilişkisi, çocukların boşanma sonrası öz saygılarının daha yüksek olmasını ve daha iyi akademik performans sergilemelerini sağlar.

*Çocuklara en çok hangi ebeveyni sevdiklerini sormak ya da çocuk aracılılığı ile eski eşe mesaj vermek gibi davranışlardan uzak durulmalıdır. Kendilerini ortada yakalayan çocukların depresyon ve kaygı düzeyinin artması kaçınılmazdır.

*Yaşa uygun belirlediğiniz kuralları uygulamaya devam etmelisiniz. Boşanma sonrası aşırı müsamahakâr ya da aşırı katı disiplin çocukların da aşırı davranmalarına sebep olabilir.

*Ergenlik çağındaki gençlerin ne yaptıklarını, zamanlarını kimlerle geçirdiklerini yakından takip etmelisiniz (tabi ki rahatsızlık boyutunda değil). Takip edilen gençlerin boşama sonrası davranış sorunu gösterme olasılığı daha düşüktür.

*Çocuklarınızın sorunlarla baş etme becerilerini güçlendirin. Problem çözme becerileri ve bilişsel yeniden yapılandırma becerileri gibi aktif başa çıkma stratejileri olan çocuklar boşanmaya daha dolay adapte olurlar. Kendisini çaresiz kurban olarak gören çocukların
sağlık sorunları yaşaması daha büyük olasılıktır.

*Kendiniz ve çocuğunuz için psikolojik destek almaktan çekinmeyin. Kendi stres seviyenizi azaltarak doğal olarak çocuğunuza da daha kolay yardımcı olabilirsiniz. Ayrıca bireysel terapiler, hem sizin hem de çocuğunuzun duygularınızı çözmenize yardımcı olacaktır.

Psk. Dan. Gökçe YILDIRIM